Coşkun Yıldırım - TARIM DA SERBEST PİYASA EKONOMİSİ OLMAZ

YAZILARIM - TARIM DA SERBEST PİYASA EKONOMİSİ OLMAZ

TARIM DA SERBEST PİYASA EKONOMİSİ OLMAZ

Ürün Kodu :

Kategori : YAZILARIM

Alt Kategori : YAZILARIM


Diyorlar ki efendim Türkiye de serbest piyasa ekonomisi var.

Peki nedir bu serbest piyasa. Pazara arz edilen ürünler az ise ve buna bağlı olarak talep fazlaysa fiyatlar yükselir. Tam tersi durumda ise ürün fazla ve pazarda talep az ise fiyatlar düşer.

Piyasa şartları, geçerli fiyatı belirler.Bizim gibi 50 yaşın üzerindekiler hatırlar, 1982 yılı öncesi her ürünün fiyatını Sanayii Bakanlığı belirlerdi. Ürünün maliyetini hesaplar, üzerine kar koyar Sanayiciye şunu şu kadara satacaksın derlerdi. Piyasada o mala talep fazlaysa ve daha yüksek fiyata alan olabilse bile fabrikalar daha yüksek fiyata satamazdı.

Otomobilin fabrikada satış fiyatı 45 bin TL belirlenmişken, karaborsada 60-65 bine satılması mümkündü. İthalat yoktu. Bu nedenle fabrikalar kendi karaborsacılarını oluştururlar ve malları onlara verir sonra onların üzerinden piyasada ürünleri karaborsa satılmasını seyrederlerdi. Tabii aradaki farkı karaborsacı ortakla paylaşarak. Merak eden olur da biraz inceleyecek olursa bu günlerin anlı şanlı holdingleri ile bir zamanların medya imparatorlarının kesişim kümelerinde ve ana sermayelerinde hep bu karaborsacılık vardı.Sadece Otomobilde mi ya da Sanayii ürünlerinde mi fiyatlar bakanlıktan belirleniyordu. Hayır, tüm fiyatlarda devletin kontrolü vardı.

Turgut ÖZAL ın Anavatan Partisi ile iktidara gelmesi ile Türkiye dışa açılma süreci ve Liberal ekonominin prensipleri ile tanıştı.Bir taraftan bakarsanız çok ta iyi oldu. Kalitesiz ürünlerin yerini daha kaliteli ve zevkli ürünler aldı. Seksenli yılların başında Türkiye birdenbire Batı dünyasına doğru savruldu. Kimse hazırlıklı değildi.En önemlisi de bu konuda dersine çalışmamıştı.Yerli malı ürünlerin kalitelerini arttırmak ve ülkemizde üretmek yerine, üretimden vaz geçildi ve ithalata yönelmeye başladık. Bazı ürünleri de ihraç ediyorduk ancak yurt dışından aldıklarımız o kadar çoktu ki, aldıklarımız ile sattıklarımız arasındaki fark yılda 30 Milyar Dolara kadar çıktı.

Yani her yıl 30 milyar dolar daha bulmak için önce varlıklarımızı sattık sonra da borçlandık durduk.Bu sistem güzeldi güzel olmasına ama çok ta acımasızdı. Tarımsal üretimde maliyetlerimiz yüksekti ve Dünyada akıllı devletler çiftçilerini üretmesi için destekliyordu. Bizde ise destekleme politikaları hep sorunlu oldu. Böyle olunca çiftçimiz pahalıya üretti ve dünya çiftçisi ile rekabet edemedi.

Daha da kötüsü, Türkiye de üretilirken hatta tam da hasat döneminde ithalat yapılarak piyasada fiyatlar aşağıya çekilmeye çalışıldı. Bu her yıl devam etti. Çiftçi siyaseten bir "sarı kart" göstermediği için de politikalarımız düzgün diye düşünülerek aynı düzen devam etti durdu.Nüfus yaşlandı, Çiftçiler atalarından kalan toprağı ekmemek gibi bir utanca düşmemek için her yıl zarar ederek ürettiler ve üretmeye devam ediyorlar.

Tarımda Serbest Piyasa Kuralları olmaz, olamaz. Üretim az olduğunda fiyatlar yükseldiğinde çiftçi para kazanabilir belki ama Tüketicinin fena canı yanar. Bunun için üretim planlaması ve bu planlamaya göre destekleme yapılır, yapılmalıdır. Hava şartları çok iyi gider, üretim verimli olur, ya da bugün olduğu gibi, yemek fabrikaları çalışmaz, Turizm durur ve gıda tüketimi düşerse, çiftçinin ürünü tarlada kalır ürünü satamaz ve bir daha üretecek gücü kalmaz.Bu yüzdendir ki, Tarımda gelişmiş ülkelerin yönetimleri çiftçilerinin hep yanındadır.

Onları önemser, üretmeleri için gerçekten destekler.Bizim gibi destekleme ödemelerini ürettikten bir yıl sonra vermez, üretirken hemen öder. Çiftçimizin daima yanındadır. Diyelim ki tarımsal üretimde ürün çok ve piyasa fiyatları düşecek. Hemen müdahale eder çiftçinin piyasa fazlası ürününü alır, stoklar işler ya da bunları yapamıyorsa dünyanın gelişmemiş açlıkla mücadele eden ülkelerine gönderir.Bu işler akılcı politikalarla olur. İş zekâsı ile olur. Birçok Afrika Ülkesine parasal destek oluyoruz. Onlarda gidip Fransız ya da başka ülkelerin çiftçilerinin ürettiği patatesi alıyor. Yani biz çiftçimizin düşen fiyatlarını önlemek için bunu bile göndermeyi düşünemiyoruz ya da düşünmüyoruz. Ne mi yapacağız.

Düşüneceğiz, kamuoyu oluşturacağız, anlatacağız. Gerekiyorsa nasıl yapılacağını tek tek tarif edeceğiz. Onlar dinlememeye direnecekler biz ise anlatmaya devam edeceğiz.

Diğer yazılarım için;

- Çiftçi Hakkında Bilmeden Konuşmak

- Tarım Bakanı'nın Mesleği Ne Olmalı

- Arada Şu Aracılar Olmasa Tarlada Şu Markette Bu Kadar

- Bir Çiftçi Dostundan Şehirdeki Dostlara Ama Özellikle Annelere Mektup Var

- Çiftçiler İnadına Üretmeye Devam Ediyor

- Tarımda Dengeler Bir Bozulursa

- Tarımı Kurtaracak Çözümler

Video Bulunmaadı.

SİZİ ARAYALIM 

image-1 image-2 image-3

E-BÜLTEN ABONELİĞİ

E-Bültene Abone Olup Kampanyalarımızdan Anında Haberdar Olabilirsiniz.